UA-59523964-1
30130
3/06/2015, 10:54

Erciyes Dağı Tırmanışı 23/09/2014

Ekip, Erciyes dağı hakkında araştırmalarını tamamladıktan sonra 23 Eylül gününü zirve tarihi olarak belirledi. Yola çıkmak üzere 22 Eylül sabahı Murat SERT, Turan GÜLLÜ, Murat YETİK ve Yılmaz EKEN okulda buluştu. Yılmaz EKEN son dakikada aldığı bir vefat haberi ile arabadaki malzemelerini indirerek guruptan ayrıldı.
Saat 10:00 olmadan yola çıkıldı. Neşeli bir yolcuğun sonunda saat beş gibi Kayseri’ye varıldı. Kayseri’de alışveriş ve yakıt ikmali yapıldıktan sonra dağa doğru yönlenildi. Akşam saat 18:00 sularında Tekir yaylasında (2200m.) teleferik hattının başına gelindi. Teleferik için geç kalındığı ve hareket ettirilmesinin mümkün olmadığını öğrenilince kamp kurma yeri hakkında araştırma yapılmaya başlandı. Tesadüfen karşılaşılan gençlere durum anlatıldığında; araç ile yeni düzeltilmiş kayak pistlerinden birinci teleferiğin bittiği noktada bulanan jandarma noktasına kadar çıkılabileceği bilgisi edinildi. Araç orada terk edilip, teleferik hattı boyunca yürüyerek Sütdonduran yaylasına (2800m) ulaşabileceği öğrenildi.
Arac bahsi geçen yere park edilip,  faaliyet jandarmaya telefon ile bildirildi. Yükler sırta alınarak teleferik hattı boyunca yürüyüşe geçildi. Ancak kısa bir süre sonra hava karardı. Ay ışığının kuvvetli olması görüşü kolaylaştırırken ışık almayan yerlerde yürüyüş oldukça zorlu geçti. Yakın zaman da yağan sağanak yağmur ciddi sele neden olmuş ve yollarda adam boyu yarıntılar oluşturmuştu. Gurup, aşağıda karşılaşılan gençlerin “teleferik hattını takip ederseniz kaybolmazsınız” öğüdü nedeniyle bozulmuş yolu değil teleferik hattını takip etti. Yolun büyük kısmının olabilecek en zorlu yerden yüründüğü dönerken fark edildi.
Sütdonduran yaylasına varıldığında saat 21:00 olmuştu. Çadırlar kurulup, ateş yakma telaşına düşüldü. Ancak karanlık nedeniyle yer seçiminde seçici olunamadı ve çadırlar geven dikenlerinin üzerine kuruldu. Biraz zor da olsa sucuk pişirecek kadar bir mangal kömürü ateşlendi. Mangal yerine kullanılan alüminyum folyo mükemmel iş gördü. çadırların kurulduğu yerden telefonlar çekmiyordu. Telefonların çekmesi için Kayseri’yi gören bir tepeye çıkmak gerekti. Buradan durum hakkında ailelere bilgi verilerek telefonların çekmeyeceği için sabaha kadar kapalı tutulacağı söylendi.
Erciyes Buzulu önünde Turan GüllüGece oldukça soğuktu. Özellikle ayaklar buz kesti. Bazıları uyku tulumunun içine ayakkabısı ile girdi. Elbiseler kat kat giyilip, bereler ve kapüşonlar üst üste kafalarda uyumaya çalışıldı. Tek bir çıtırtı bile duyulmuyordu. Ay o denli büyük ve yıldızlar o kadar parlaktı ki ortalık gündüz gibiydi.
Saat dörtte kalkıldı. Hava aydınlanmamıştı. Üstelik ay da kaybolmuştu. Tek kelime ile zifiri karanlıktı. Kafa lambaları ve el fenerleri ile dağın çanağına doğru yürüyüşe geçildi. Ancak el fenerleri yolu aydınlatmaya yetmiyordu. Ekip kısa bir tereddütten sonra havanın aydınlanmasını beklemeye karar verdi. Havanın aydınlanmaya başlamasıyla tekrar harekete geçilerek sırt rotasına çıkıldı.Gün doğumunda manzara seyrederek  sırt rotasında ilerlendi. Tepeyi ve diğer tepeyi ve diğer tepeyi aşınca rahatlanacağı düşünülerek saatlerce tırmanıldı. Bu arada ekibin çıkmayı çok istediği Demirkazık çok uzakta bulutların üzerinde harika görünüyordu.
Saat: 11:00 gibi küçük zirve (3700m.) aşıldı. Nedense burada bayrak açılarak zirve fotoğrafı çektirmek kimsenin aklına gelmedi. Aşağıda görülen buzullar ve oluşturdukları gölcükler üç coğrafyacıya rota değiştirtti. Sırt rotasından yapılması düşünülen dönüş güzergâhı değiştirildi ve şeytan rotası plana dâhil edildi.
Büyük zirveye (3917m.) çıkmak için önce iki zirve arasındaki boyuna doğru bir iniş gerçekleştirildi. Bu arada sırt rotasında bulunan kaya geçişinde yaşanılan zorluk ekibi oldukça şaşırttı. Oldukça basit geçilecek bu kaya çok yüksekte oluş nedeniyle midir bilinmez, ekibi strese soktu. Ayrıca durmadan esen rüzgârda maneviyatı olumsuz etkileyen hususlardandı. Sersemleştiren rüzgârın etkisi ile işlerin ters gitmeye başladığı hissi uyandı.
Boyun geçildikten sonra Erciyes’in zirvesini aşan bulutların alçalmaya fırsat bulamadan yok oluşuna tanık olundu. Yükselerek Hörgüç kayanın yakınlarında mola verildi. Ancak buradaki molanın uzun tutulması iyi olmadı. Rüzgâr ekibin dinlenmesine müsaade etmediği gibi daha fazla yorulmasına neden oldu.
Hörgüç kayanın görüntüsü her an taş düşmesine sebebiyet verebileceği endişesi yarattığından ekip içerisinde devam etmek istemeyen ve aynı rotadan dönüş yapılmasını isteyenler oldu. Turan bir keşif yapacağını söyledi ve kayalık alana girerek gözden kayboldu. Ekibin geri kalanı ondan gelecek haberi bekleyerek çevreyi seyretmeye başladı. Bekleme uzun sürünce Murat Sert, çantasını mola yerinde bırakıp Turan'a ulaşmaya çalıştı. Böylelikle üç kişilik ekip üçe ayrılmış oldu. Kayalığın etrafını dolaşan Murat,  Turan'ı gördü. Çarşık bir araziden kayalığın kesintiye uğrattığı sırt rotasına ulaşmaya çalışıyordu. Yanına gitmeye çalıştı. Bu arada ekibin tırmanmaya başladığını düşünen Turan yukarıya doğru hareketlendi. Zirvenin görünmesine ve Turan'ın tekrar sırt rotasına yükselmesine çok az kalmıştı.
Şarj problemi yaşayan cep telefonu nedeni ile hörgüç kayanın diğer tarafında kalan Murat YETİK’in harekete geçmesi sonucunda oluşabilecek aksiliklerden ekibin diğer üyelerinin haberdar olamayacak oluşu huzursuzluk yarattı. Murat endişelerini münazara etmek üzere Turan'a  yaklaşmak istedi. Fakat çok efor gerektiren bir mücadele vermesine rağmen kısacık bir mesafe gidebildi.
Çarşıkta ilerlemenin güçlüğünü fark edince, hörgüç kayaya yaklaşarak çarşıktan kurtulmaya karar verdiler. Kayaları aşarak tırmanmanın daha kolay olacağını düşündüler. Her ikisi de kayalara doğru yöneldi. Bu arada büyük bir hata yaparak aynı çizgiye geldiler. Turan Hocanın ayağından hareketlenen malzemeler aşağıya doğru akışa geçerek diğer taşları ve kayaları yuvarladı. Yuvarlanan malzemeler içerisinde tehlike yaratacak büyüklükte bir kaya Murat'nın çok yakınından geçti. Ekipte soğuk duş etkisi yapan bu tehlike sonucunda inelim teklifinde bulunuldu. Zirve’ye daha yakın olan Turan çok istekli olmadı idiyse de teklife uydu. İnerek Murat Hocanın yanına geldi. Buradan hörgüç kayanın taşlarının arasına girdi ve Murat Yetik’i almaya ve dönüş haberini vermeye gitti. Murat'ın bıraktığı çantayı da getireceğini söyledi.
Bu arada Murat iniş güzergâhını kontrol etmek için tek başına şeytan rotasından inişe başladı. Eğim o kadar fazlaydı ki ayakta kalmakta zorlanıyordu. Çok geçmeden düştü ve bir süre sürüklendi. Ayağa kalktı, ancak tekrar düştü ve daha uzun sürüklendi. Sert zemin üzerindeki tozlar ayakkabıların tutunmasını zorlaştırıyordu. Bir süre bilinçli olarak kayarak indi ancak bu da çok emniyetli bir hareket olmadı.
İniş patikasının çatallaşması üzerine arkadaşlarını beklemeye karar verdi. Çünkü inilen bir yerden geri çıkmaya çalışmak çok zaman alacak ve moral bozucu olacaktı. Arkadaşlar geldiğinde hangi patikanın takip edileceğine birlikte kara verdiler. Sıkıntı veren ve çok dikkat isteyen yamaçlar geçildi. Yaşanacak küçük bir kaza sakatlanmalara neden olabilecek ve ekibi hareketsiz kılıp zor durumda bırakabilecekti. Herhangi bir aksilik olmadan yavaş sayılabilecek bir hızda geçildikten sonra çarşık zeminde ilerlenmeye başlandı.
Yamaç döküntülerinin aşağıya yuvarlandığı çarşık zeminde bir adım atılınca iki metre yol alınıyordu. Bu durum bisiklete binilmiş hissi veriyor ve oldukça keyifli bir iniş sağlıyordu. Dağın aşağı metrelerine inildiğinde büyükçe bir kayanın üzerine yatıp eşyaların her biri bir tarafta uzunca bir süre dinlenildi. Kızgın güneş altında kahvaltı yapıldı.Hörgüç Kaya
Kahvaltı bitince buzulun olduğu yere ulaşmak üzere ekip harekete geçti. Buzula ulaşmak ekibin düşündüğünden daha fazla zaman aldı. Bir süre buzulu incelediler, katmanlar ve aralarında sıkışan kayalar sohbet konusu yapıldı. Buzuldan büyük bir parça kopmuştu. Buzulun erimesiyle önünde bir gölcük meydana gelmişti.  Güneş burada kavuruyordu. Bu sıcakta bu buz kütlesinin erimeden durmasına inanmak zordu. Üzerindeki taş örtüsü güneşin etkisini en aza indiriyordu. Buzul yıllardır küçülüyor ve önümüzdeki on yıllarda yok olacak gibi görünüyor.  Gölcüğün suyu çok soğuktu. Bolca el yüz yıkanıyor. Fotoğraflar çekiliyor.
Çadır kurulan istikamete doğru buzulu örten taş yığınlarının arasından, üzerinden yürünüyor.  Apartman büyüklüğünde yığınlar aşılıyor, sonra yine aşılıyor, sonra yine. Sırt rotasında yaşanan sıkıcı tekrarlar burada farklı bir şekilde tekrar ediyordu. Dağdan indiğini sanan ekip için bu çok yorucu oldu. Moraller bozuldu. Taşlardan yansıyan güneş ekibi kavuruyordu. Yer yer sigara izmaritleri ve ayak izleri bu deneyimi başkalarının da yaşadığına işaret ediyor. Her tepeye ulaşan olduğunda aşağıdakiler umutla “tamam geldik” denmesini bekliyor. Ancak istenen cevap bir türlü verilmiyordu. Önlerine bir vadi yada bir yığın daha çıkıyordu.  Son olarak umutla baktıklarında öncüden hiç ses çıkmadı. Ekibin gelmesi beklendi. Ekip geldiğinde, bir moral bozukluğu daha yaşandı.  Çadır çok aşağılarda idi. Sanıldığı gibi dağdan iniş tamamlanmamıştı. Gelinen yoldan çok daha eziyetli ve tehlikeli bir iniş daha yapmaları gerekiyordu.
Etrafta araştırma yapan ekip ayak izlerini takip ederek inilecek en uygun yeri tespit ediyor. Oldukça yavaş ve dikkatli bir şekilde iniliyor. Çadırların kurulduğu çanağa inildiğinde saat 17:00 idi. Yaklaşık oniki saattir dağda yol almaktan yorgun bitkin düşülmüştü.
Çadır söküldü ve eşyalar toparlandı. Sırtlanıp arabanın olduğu yerle doğru yol alınmaya başlandı. Yorgunluk nedeniyle ekip karanlıkta güle oynaya çıktığı yokuştan çok daha fazla zorlanarak araca doğru iniş yapıyordu. Sel yarıntılarına uğramış yoldan karanlıkta bu mesafeyi nasıl aştıklarına hayretler içinde kalarak, perişan bir vaziyette araca ulaştılar. Teleferik hattı son yolcularını taşıyordu.
Murat Yetik’in “ Dağ bizi dövdü “ sözü ekibin durumunu en güzel özetleyen cümle idi. Saat 19:00’da Kayseri öğretmenevine ulaşmak üzere hareket edildi.
Bir hafta dudaklarımız şiş ve uçuk içinde, yüzümüzün derisi yarı soyulmuş yarı soyulacak durumda ve zirve yapamamanın burukluğuyla gezildi. Zirveyi tekrar deneme sözü verilerek anılara kaydedildi.   






Tavsiyeler
1- Güneşten ve soğuktan korunun.
2- Krem, şapka, gözlük almayı unutmayın.
3- Sırt rotasındançıkacaksanız; rüzgârın sersemletici etkisi olacağını ihmal etmeyin.
4- Taş düşmesi mutlaka olur. Baret takmayı ihmal etmeyin.
5- Çantanızı ve suyunuzu yanınızdan ayırmayın.

Murat SERT
Derince Dağcılık ve Doğa Sporları Kulüp Başkanı
 



Facebook