30130
15/03/2017, 16:33

Düzce/Melen Çayı Rafting 01/05/2016

01/05/2016 günü öğretmenler ve misafirlerimizle birlikte tutulan midibüse okulun önünden binerek sabah saat 08:00’da rafting deneyimi yaşamak üzere Düzce’ye doğru yollandık. Neşeli sohbet ve dedikodularla geçen yolculuk yaklaşık iki saat sürdü. Melen çayının ilk tesisi olan Dokuzdeğirmen köyündeki Melen Rafting tesisine aracımızın ruhsat problemi nedeniyle polis çevirmesine takılıp küçük bir gecikme ile giriş yaptık.

Ücrete dâhil anlaşılan açık büfe kahvaltı, sınırsız çay ikramı nehir  kenarında keyifli ve huzurlu vakit geçirmemizi sağladı. Yaklaşık on metre yükseklikten karşıdan karşıya gerilmiş bir çelik kabloya  aparatlarla bağlanarak nehri geçmek tesiste beklerken yapılabilicekler arasında yer alıyor. Her ne  kadar düşünsekte  içimizde bunu deneyen olmadı. Akrobatik hareketler yapan ve çığlık atarak müşteri çekmeye çalışan işletmeci adamı  izlemek sıramızın gelmesini beklerken sıkılmamızı önledi.

İstanbul’un su ihtiyacını karşılamak üzere yapılan “Melen Projesi” kapsamında inşa edilmesi planlanan baraj tamamlandığında Melen suyunda rafting yapılamayacak. Bu nedenle bu deneyimi yaşamak için çok uzun bir zaman dilimi yok.

Çıkış sıramızı beklerken çaya inen botlardaki amatör katılımcıları seyrediyoruz. Her yaştan katılımcı var. Öyle ki! bazı teyzeleri görünce “-Haaadi Caanııım” dememek elde değil. Onüç km’lik parkuru tamamlayıp dönenler ise ıslak, yorgun ve mutlu gözüküyor.

Nihayet sıra bize geldiğinde karada kısa bir eğitim aldıktan sonra botu suya indiriyoruz.
Çıkış yapacak diğer katılımcıları beklerken eğitmenimizden son taktikleri alıyoruz. Bu arada bir iletişim kazasına uğradık. Eğitmenimiz arkadaşımızın "düşersek ne olur?" sorusunu; arkadaşımızı suya iterek cevapladı. Hepimizin tadını kaçıran bu davranış arkadaşımızın bota çekilmesi ve eğitmenimizin özür dileyerek soruyu suya atlamak için sorulmuş muzip bir soru olarak algılamasından kaynaklandığını belirtmesiyle tatlıya bağlandı. Kazaya uğrayan ve  yaşanan aksiyona karşı içimizdeki en endişeli arkadaşımızın deyimiyle: "-endişe edecek bir şey kalmadı." Bu talihsiz yanlış anlaşılmaya rağmen komodorumuz mahçup ve ne yaptığını bilen tavırları ile ekibin gönlünü ve güvenini tekrar kazanmayı başardı.
Diğer botların da suya indirilmesiyle birlikte hareket ediyoruz. İki kilometre kadar sakin suda kürek çekip, ekip halinde nasıl hareket edeceğimizi öğreniyoruz. Ardından yarış ve diğer guruplarla sataşma başlıyor. Su savaşları şeklinde başlayan çekişme zaman zaman kızışıyor, zaman zaman ise akıntının hızlanması ve mini şelaleler nedeniyle kesintilere uğruyor.

Yaklaşık iki saat eşsiz bir manzarada, buz gibi suyun içinde sürekli kürek çekip, tempo tutuyoruz. HoooOOOP!-ÇeeeEEEEEKKK!!!

Nehir boyunca yapılan yarış sonunda bir gurubu arkada bıraktığımızı görüp -onların emniyet için arkadan geldiklerinden habersiz- seviniyoruz.

Yaklaşık iki saat boyunca çok büyük keyifle bata-çıka yol alırken, bottan düşmemek için mücadele verip parkuru tamamlıyor ve botumuzu kıyıya yanaştırıyoruz. Bizi bekleyen minibüse diğer gurup üyeleri ile birlikte biniyoruz. Sudaki sataşma suda kalmış, herkes kendi gurubu ile ilgileniyor. Dar yollardan ilerleyen araç bazı yerde durarak karşıdan gelene yol vermek zorunda kalıyor. Yolun melen vadisine bakan tarafının uçurum olması maceranın devam ettiği hissi uyandırıyor. Ormanlık alanlardan, fındık bahçelerinden ve köylerden geçip tesise geri dönüyoruz. Bizi bekleyen arkadaşlar sıkılmışlar ancak biz zamanın nasıl geçtiğini anlamadık.

Harcadığımız efor nedeniyle karnımız çok acıktı. Aceleyle toparlanıp Akyazı’da bulunan Uludere alabalık tesislerine doğru hava kararmadan ulaşmaya çalışıyoruz. Oradaki doğanın ve kiremitte alabalığın tadını çıkardıktan sonra İzmit’e dönüş yoluna geçiyoruz.

 



Facebook